EdebiyatEğitim

Halk Edebiyatı Nedir?

halk edebiyati nedir

Destan, bilmece, masal, tekerleme, ağıt, türkü, måni, atasözleri, hikâye ve ilâhi gibi folklor ürünleriyle, bu kaynakları kendi kişilikleriyle zenginleştiren halk sanatçılarının yarattıkları edebiyat. Kökleri, tarihimizin ilk dönemlerine kadar inen halk edebiyatımızın yazı dilinin kullanılmasından önceki yüzyıllarda da varlığı bilinmektedir. Eski Türk topluluklarından Altay Türklerinde kam, Kırgızlarda baksı, Tonguzlarda saman, Oğuz Türklerinde ozan olarak adlandırılan kişilerin, dini törenlerde (şölen) müzik araçlarının eşliğinde söyledikleri şiirler gelişmeler göstermeleriyle hayatın başka cephelerinde ortaya çıkmışlardır. Hayatın bütün gerçeklerinin içinde bulunmaları ise, ozanların yalnız ölüm değil, yiğitlik, savaş, sevgi, mutluluk, acı sevinç gibi kavramları konu olarak almalarına yol açmştır. İslâmlıktan önceki Türk kavimlerinde özellikle Hun orduların da görülen Hiyung-nular, saz şiir geleneğinin ilk kurucuları olmuşlardır. Daha sonraki yüzyıllarda da, Gazneliler, Karahanlılar, Harzemşahlar, Anadolu Selçukluları ve Osmanlılarda saz şiiri geleneği, her yüzyılın görgü ve imkânlarıyla yeni yeni değerler kazanmıştır.

Halk edebiyatı, çağlar boyunca ulaştığı aşamalarda bir yandan sosyal olaylardan etkilenirken, öte yandan tasavvuf gibi doktrin yönü ağır basan özlerle gelişmiştir. Bu sebeple, edebi yat tarihlerinde halk edebiyatını “Halk” ve “Tasavvufi Halk” edebiyatı olarak ayrı ayrı bölümlerde incelemek daha doğru sayılmıştır. Her iki alanda da eserleri zaman aşımına uğramayan ozanlar yetişmiştir. Osmanlı medrese kültürünün karşısında milli şuurun abidesi olarak dikilen ve Türk dilinin yıkılmaz surları olarak kalan bu ozanlar, XX. yüzyıl başlarında yeniden doğuşumuzu sağlayacak olan fikir akımlarına öncülük etmişlerdir.

XV. yüzyıla kadarki dönemde Hümanizm ‘in temsilcilerinden Yunus Emre, Sait Emre, Kaygusuz Abdal gibi dil üstâdlarını yetiştiren halk edebiyatımız, XV. yüzyılda Hacı Bayram Veli, Eşrefoğlu Rumi, XVI. yüzyılda Kul Mehmet, Öksüz Dede, Pir Sultan Abdal gibi ölümsüz bir sanatçıyı yaratmıştır. XVII. yüzyıla damgasını basan Karacaoğlan ve çağdaşları Gevheri, Aşık Ömer, Kuloğlu, XVIII. yüzyılda ise Dertli, Zihni ve Emrah XIX. yüzyılda Bayburtlu Zinni, Seyrani, Ruhsati ve Dadaloğlu bu edebiyatın en önemli adları ara sin da sayılmaktadır.

yunus emre
Halk Edebiyatının yetiştirdiği en büyük şairlerden Yunus Emre.

Halk Edebiyatları Özellikleri

Türk halk şiiri, genel nitelikleri yönünden değerlendirildiği zaman. en belirgin özelliğinin, çağlar boyunca sürüp giden Arapça ve Farsça etkisine rağmen araç olarak Türk dilini kullanmasıdır. Sonradan “Milli vezin” olarak adlandırılan hece vezninin kullanıldığı şiirlerde en çok 11 ve 7 heceli kalıplar itibar görmüştür. 11 heceli mısralarda durgulanmalar çoğu defa 6+5, 4+4+3 biçimindedir. Hece ölçüsüne uyularak kurulan şiirlerin biçimleri mâni, koşma, varsağı, semai, destan ve türküdür. Halk şiirinin en güzel örnekleri, en çok kullanılan koşma biçimiyle yazılmıştır. Divan edebiyatının şarkı kuruluşuna benzetilen bu tür şiirlerde genellikle aşk teması işlenmiştir. Halk şiirinde kafiye divan şiirinin aradığı şartlara ve disipline uymaz. Çoğu zaman yarım kafiye kullanılmasında sakınca görülmediği için şair, söyleyişinde oldukça bağımsız kalır ve “kafiye hatırına” mısra kurmak zorunluğuna düşmez. “Ağaçlar giydi donunu/ Kuşlar artırdı ününü/Garip olan vatanını/Anar ağlar şimden gerü” dörtlüğünde görülen don (unu), ün (ünü), vatan (ini) sözcükleri yarım kafiyedir. Bu biçim özelliklerinin yanı sıra halk şiirinin ortak özelliklerinden birinin de, benzetilerin tabiata has somutluk taşıdığı söylenebilir. Halk ozanları, şiirlerini hangi biçimlerde kurmuş olurlarsa olsunlar, tabiat onlar için tükenmez bir kaynak durumundadır. Bu sebeple şiirlerin başka bir ortak özelliği de, içtenlikle dolu oluşlarıdır. Türk halk şiirindeki bu içtenlik, Anadolu insanının ruhi yapısını yansıtmada en gerçek ölçü olarak düşünülmelidir.

Halk edebiyatının ilgi çeken türlerinden biri de masaldır. Arapça mesel sözcüğünün değiştirilmiş bi cimi olduğu ileri sürülen masal ilkel kavimlerden beri söylenegelen bir türdür. Önce tekerlemeyle başlar, sonra konu olarak geliştirilir, daha sonra da sona bağlanır. Tekerleme, dinleyenlerin ilgisini çekmek üzere varmış bir yokmuş. Zaman zaman içinde, kalbur saman içinde. Deve tellal iken, pire berber iken. Ben annemin beşiğini tungur-mıngır sallar iken…” kuruluşuyla başlar ve daha sonra masalcı kendine has anlatımla asıl konusuna geçer.

Ayrıca sık yapılan yazım yanlışları yazımızı okuyarak Türkçemizi güzel kullanmamız adına bilgiler öğrenebilirsiniz.

1 Comment

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

telefona kaydetme isimleri güvenilir takipçi satın almapp büyütmeipr5keko sözlerikabak yemeğinin yanına ne gider .